rss

Suriye Özel Temsilcisi ve IŞİD ‘le Mücadele Küresel Koalisyonu Özel Elçisi Büyükelçi James Jeffrey, Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Henry Wooster ve Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Christoper Robinson’la Gerçekleştirilen Rusya’nın Orta Doğu’ya Müdahil Olmasıyla ilgili Kısa Bilgilendirme Toplantısı

العربية العربية, English English, Русский Русский

Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü’nden
Kamuoyuna Duyurulur
BU KISA BİLGİLENDİRME TOPLANTISI KAYDA ALINMAKTADIR
Bu toplantı, Telekonferans yoluyla gerçekleştirilmiştir
7 Mayıs 2020

 

SAYIN ORTAGUS:  Çok teşekkür ederim.  Hepinize teşekkürler.  Bu Perşembe öğleden sonra sizlerle birlikte olmak çok güzel.  Bu toplantı, Dışişleri Bakanlığı’nda gerçekleştirdiğimiz ve kayda alınan bir kısa bilgilendirme toplantısı olacak ve diğer tüm kısa bilgilendirme toplantıları gibi bu toplantının yayınlanması, telekonferans bitene kadar yasak olacaktır.

Bugünkü toplantımızda, özellikle Rusya’nın Suriye ve Libya’daki faaliyetlerine ağırlık vererek, Rusların, Rusya’nın Orta Doğu’ya kötü niyetli bir şekilde müdahil olması konusuna ışık tutmak istiyoruz.  Rusya’nın, ölüm saçan Esad rejiminin, pamuk ipliğine bağlı bir şekilde ve Suriye muhalefetiyle ciddi manada siyasi diyalog kurmaktan kaçınarak iktidarda kalmasına salt kendi menfaatleri için ve diğer ülkeleri hiçe sayarak yardım etmesine tanık oluyoruz.  Kısa bir süre önce, Rusya, Libya’da ve Kuzey Amerika’da kendisine askeri, ekonomik ve jeopolitik çıkar tesis amacıyla Libya’daki istikrarsızlığı istismar etti.[1]

Konuyu daha detaylı bir şekilde ele almak üzere, çoğunu yakından tanıdığınız ve konu hakkında en fazla bilgi sahibi olan uzmanlarımız bugün burada bizimle olacaklar. Avrupa ve Avrasya İşleri Büromuz’dan sorumlu Müsteşar Yardımcısı Christopher Robin[2] Önce sözü kendisine vereceğiz.  O’nu, Yakın Doğu İşleri Büromuz’dan sorumlu Mağrip ve Mısır portföylerine bakan Müsteşar Yardımcısı Henry Wooster izleyecek.  Son olarak da, benim en sevdiğim büyükelçi olan Jim Jeffrey sözü alacak. Kendisi Suriye özel temsilcimiz ve IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu özel elçimiz.

Bu arada bir hatırlatma yapmak istiyorum; bu kısa bilgilendirme toplantımızın yayınlanması, toplantı bitene kadar yasaktır.  Evet. Chris, söz sende.

SAYIN ROBINSON: Tamamdır.  İyi günler.  Burada sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizlerle bu konuda ayrıca sanal ortam dışında yüz yüze bir toplantı yapmayı çok isterim. Tabii, müsaadenizle öncelikle konuyu Rusya perspektifinden ele alayım.  Yakın bir geçmişte Senato’nun Dış İlişkiler Komitesi’nde de ifade ettiğim gibi, Rusya, Esad rejimine destek vermek amacıyla Suriye’deki eylemlerinin kapsamını genişleterek, 2015 yılından bu yana, Ortadoğu’da hiç de yapıcı diyemeyeceğimiz tutumunu güçlendirdi.  Yakın bir geçmişte, Libya, Rusya’nın bölgesel ihtilafları, kendi dar siyasi ve ekonomik kazancı için istismar etmek amacıyla yürüttüğü kötü niyetli çabalarına sahne oldu. Rusya, Suriye veya Libya gibi ülkelerde siyasi çözümü desteklediğini genellikle alenen ifade etse de aynı zamanda siyasi barış sürecini baltalayan ve ihtilafı genişleten faaliyetlerde bulunmayı da sürdürmektedir.

Rusya, Libya’da General Hafter’in Libya Ulusal Ordusu’na verdiği askeri desteği sürdürmektedir.  Rusya, Putin’in yakın dostu olan ve ABD’nin yaptırım uyguladığı Yevgeny Prigozhin’in yönettiği, yine ABD’nin yaptırımına tabi tutulan Wagner Grubu’na maddi ve lojistik destek sağlamıştır.  Rusya’nın LUO’ya [Libya Ulusal Ordusu] verdiği desteğin artması, ihtilafın önemli ölçüde tırmanmasına ve Libya’daki insani durumun kötüleşmesine yol açmıştır.  Wagner, genellikle yanıltıcı bir şekilde özel bir Rus askeri şirketi olarak anılmaktadır, halbuki Rus Hükümeti’nin, yani Kremlin’in, hedeflerini ileri bir noktaya taşımak için kullandığı düşük maliyetli ve düşük riskli bir enstrümandan, bir araçtan başka bir şey değildir.  Yakın bir zamanda, Rusya, Esad rejimiyle koordinasyon halinde hareket ederek, LUO’yu desteklemek amacıyla Suriyeli savaşçıları, Wagner’in yürüttüğü operasyonlara katılmak üzere Libya’ya nakletmiştir.

Bu arada Rusya, Birleşmiş Milletler ve OPCW (Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü) gibi bu ihtilaflarla ilgili çalışmalar yürüten uluslararası örgütlerin itibarını düşürmek için yıllarca yanlış bilgilendirme kampanyası yürütmüştür.  Rusya, IŞİD’in yaratılmasından ABD’nin sorumlu olduğu, Suriye’deki Beyaz Miğferlerin terörle bağlantılı olduğu ve Duma’da 2018’de gerçekleşen kimyasal saldırıyı İngiliz özel kuvvetlerinin gerçekleştirdiği gibi gülünç iddialarda da bulunmuştur.

Son olarak Rusya, KOVİD-19 salgınını istismar etmek için de bir yanlış bilgilendirme kampanyasına girişmiştir.  Rusya, yürüttüğü yanlış bilgilendirme politikasıyla, virüsün kaynağının ABD veya Batılı güçler olduğunu iddia ederken, virüsle uluslararası mücadele konusunda da belirsizlik olduğu hissini aşılamaktadır.  Rusya, insanlar için doğuracağı muhtemel sonuçlara hiç önem vermeksizin, bu tür taktikler aracılığıyla, mevcut istikrarsızlaştırma politikalarını devam ettirmek için küresel krizden yararlanmaya istekli olduğunun sinyalini açıkça vermektedir.  Bakanlığımız, Moskova’nın Libya ve Suriye’deki kötü niyetli girişimlerini köreltmeye yönelik bir dizi faaliyet yürütmektedir.  Moskova’nın bu ihtilafların her ikisine de siyasi bir çözüm bulmak için izlediği yolu değiştirmesi ve çözüm yolunda samimi bir destek vermesi için çok geç olmadığını düşünüyorum.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Sorunuz varsa alabilirim.  

SAYIN ORTAGUS:  Tamam, harika.  Çok teşekkürler.  Henry, sözü sana bırakıyorum.

SAYIN WOOSTER:  Merhaba. Teşekkürler Morgan, teşekkürler Chris.  Sanal ortamda bizi takip eden herkese güzel bir gün diliyorum. Libya’da iki şeyi hedeflemekteyiz: Bunlardan ilki, çatışmaya derhal son verilmesi ikincisi de, siyasi görüşmelere veya isterseniz adına diyalog diyelim, evet diyaloğa geri dönülmesi.  Öncelikle size Libya’da karşılaştığımız kötü durum hakkında bir değerlendirmede bulunayım.

Öncelikle, Libya’ya yönelik dış müdahaleler, bölünmeleri daha da şiddetlendirmiş, çatışma alanını genişletip mevcut ihtilafı bir vekalet savaşına dönüştürmüş, bölgesel istikrarı tehdit etmiş olup, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, tüm bu unsurlar bir arada değerlendirildiğinde ABD’nin çıkarlarına, yani bizim çıkarlarımıza zarar vermese de (konuşmanın bu bölümü duyulmuyor) istenmeyen, kötü bir etki yaratmıştır.  Bu nedenle, Chris’in de belirttiği gibi Kremlin, istediği sonucu şekillendirmek için askeri güç, aracılar ve yanlış bilgilendirmeden oluşan bu birleşimi kullanıyor ve Moskova, bilhassa Akdeniz ve ayrıyeten Afrika kıtası üzerindeki nüfuzunu artırmak için Libya’daki mevcut varlığını genişletme arayışında. 

Daha da net bir şekilde ifade etmek gerekirse, Wagner’in Hafter’in LUO’suna yani Libya Ulusal Ordusu’na verdiği destek, ihtilafı tırmandırmıştır.  Bu durum LUO’yu, saldırılarını devam ettirme noktasında cesaretlendirmiş ve sonuç olarak da, ABD’nin tanıdığı ve uluslararası alanda tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin istikrarını bozmuş ve bu Hükümeti, Wagner’in desteklediği LUO saldırılarına karşılık verebilmek için Türkiye’den destek istemeye zorlamıştır. İşte burada krizin, mevcut gerilimi tırmandıran etkilerini görüyorsunuz.

Rusya artık Libya’daki ihtilafa yatırım yaptığı için, kimse Rusya’nın toplanıp Libya’dan ayrılacağını düşünmesin.  Bu nedenle, Libya’daki Rus müdahalesine ve diğer dış müdahalelere son vermenin yolu, ilk olarak Trablus ihtilafını sona erdirmektir. Nitekim Libya’ya müdahale etmek için Trablus ihtilafı bahane edilmektedir.  Trablus İhtilafı sona erdirilmeli ve BM aracılığında gerçekleştirilecek müzakerelerle Libyalılar arasındaki siyasi müzakereler yeniden canlandırılmalıdır.   

Sözlerime son verirken, uluslararası toplumun Libyalı ve yabancı bütün aktörlere, gerilimleri düşürme yolunda baskı yaparak bu hususta koordineli bir karşılık vermesi kanımca şarttır.  ABD olarak biz, diğer ülkelerin yanı sıra Rusya, Türkiye ve BAE’ni, LUO ve Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni, BM aracılığıyla yürütülecek müzakerelere geri dönmeleri yönünde teşvik etmeyi sürdüreceğiz.  Biz, tarafların (konuşmanın bu bölümü duyulmuyor) Şubat ayında Cenevre’de kabul ettikleri kalıcı ateşkesin uygulanmasını istiyoruz.  Çok teşekkür ederim.

SAYIN ORTAGUS:  Çok teşekkürler ve şimdi de sözü Jim’e bırakmak istiyorum.  Jim Jeffrey, bizi duyuyor musun?

BÜYÜKELÇI JEFFREY:  Merhaba, Morgan.  Öncelikle nazik ifadelerin için çok teşekkürler, herkese selamlar!

Rusya’nın Suriye’deki varlığının evveliyatını anlatayım isterseniz size biraz.   Çoğunuz gelişmeleri günbegün çok yakından takip ediyorsunuz.  Öncelikle, Rusya 2015 yılında nüfusun büyük bir kısmı ayaklanmış bulunan Suriye’ye, o vakitler muhtemelen son demlerini yaşayan Esad rejimini kurtarmak amacıyla gelmiştir.  Rusya, ilk hedefi olan durumu istikrara kavuşturma hedefine oldukça hızlı bir şekilde ulaşmıştır.  Rusya, 2015 yılı sonunda, BM’nin 2254 sayılı kararını kabul etmiştir. Bugün hala geçerli olan bu karar, Suriye ihtilafını, BM çatısı altında uzlaşmacı bir siyasi çözüme kavuşturmayı, yeni bir anayasa yapmayı ve BM’nin gözetiminde seçim yapılmasını öngörmektedir.  

BM Kararı’nın alınmasını izleyen iki yıl içinde, Rusya, İran’ın da meseleye müdahil olmasıyla beraber, Esad rejiminin Suriye topraklarının çoğunu muhalefetten geri almasını sağlamıştır.  Bu durum, Rusya’nın ihtirasını artırmıştır.   Sorun, devreye giren iki yeni faktörün Rusya’nın Suriye’deki varlığını karmaşık hale sokmasından kaynaklanmaktadır.  İlk olarak, İran, Suriye rejimini desteklemek için güç kullanmaya istekli olmakla kalmamış, aynı zamanda uzun menzilli silah sistemleriyle hassas güdümlü füzeleri de devreye sokmaya başlamıştır. İran bu silahların bazılarını Suriye’de faal olan kendi güçlerini desteklemek için temin ederken, bazılarını da İsrail’in güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmek amacıyla Hizbullah’a sağlamış ve İsrailliler de bu duruma çeşitli şekillerde tepki göstermişlerdir.  Nitekim İsrailliler, Suriye’deki operasyonlarını bu amaçla gerçekleştirdiklerini söylüyorlar.  İşte bu durum Rusya’nın hesaplarını karıştırdı.  Ruslar, Suriyelilerin, İran’ın mevcut durumu bu şekilde suiistimal etmesine izin vereceğini hesaba katmadılar.

İkinci olarak, Esad rejimi Suriye’nin geri kalanını yeniden ele geçirme konusunda ciddi sıkıntılarla karşılaşmıştır.  ABD ve Türk güçlerinin yanı sıra İsrailliler de çeşitli güvenlik nedenlerinden ötürü Suriye’ye girdiler.  Bu durum, hem Rusya’nın, hem de Esad’ın içinde bulunduğu koşulları daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmektedir.  Esad ise Rusların rejimini adeta pazarlamasına yardımcı olma konusunda için hiçbir şey yapmamıştır.  Son birkaç haftadır gördüğümüz gibi, BM Genel Sekreteri, Esad rejiminin, inceleme kurulunun sınır ötesi insani yardım teslimatlarına izin vermeyi reddetmesini bizzat kınamıştır. Genel Sekreter, İdlib’teki hastaneler gibi sözüm ona çatışma kapsamı dışında tutulan insani yardım bölgelerine yapılan kasıtlı saldırı (konuşmanın bu bölümü duyulmuyor) ve üçüncü olarak da 2017 yılında OPCW’nin (Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü) ortaya çıkardığı kimyasal silahların kullanımını kınamıştır.

Esad’ın hiçbir şekilde tutumunu esnetmemesinden ötürü Rusların duyduğu rahatsızlığın arttığı aşikar.  Bu durumla,  İran’ın kendisini Zarif ve Ruhani gibi insanlarla etrafa beğendirmeye çalışma girişimlerini karşılaştırdığınızda Esad’ın çevresindekilerin canilerden başka bir şey olmadığını ve bunların ne Arap dünyasında ne de Avrupa’da kabul görmediğini anlıyorsunuz. 

Rusya yaklaşık bir yıl önce uzlaşmaya istekli görünüyordu.  Mike Pompeo, Lavrov ve Putin ile görüşmek için içinde Morgan’un ve benim de bulunduğum bir heyetle Soçi’ye gitti ve sorunu adım adım nasıl çözeceğimize dair bir yöntemi Ruslara sunduk.  Ancak bundan kısa bir süre sonra, Rusya askeri bir çözümde kararlı olduğunu gösterdi.  Bu da, mevcut ateşkese bağlı gibi görünen İdlib’deki Suriyeli kuvvetlerin bakış açısından tam bir fiyaskoya yol açtı.  Rusya şu anda uzlaşma konusunda daha istekli olabilir. Rus medyasında ve Rusların gerçekleştirdiği bazı faaliyetlerde anayasa komitesi konusunda daha esnek olunacağına dair bazı belirtiler gördük, Meseleyi askeri bir zafer dışında bir yolla çözme konusunda bizimle görüşme yapmaya istekli olabilirler, çünkü bu noktada Rusya’nın Suriye’de yakın bir zamanda askeri bir zafer kazanamayacağı kesin olarak bellidir.  Bu arada Suriye ekonomisi kötü durumda ve diplomatik izolasyon da devam ediyor.

Benim söyleyeceklerim bu kadar.


Bu çeviri nezaketen sağlanmış olup, orijinal İngilizce kaynağın daha güvenilir olduğu dikkate alınmalıdır.
E-posta Güncellemeleri
Güncellemelere kaydolmak ya da abone tercihlerine erişmek için lütfen aşağıya iletişim bilgilerinizi girin.